Aramak için yazmaya başlayın...
Köyün Paytonu ve Gelibolu'ya Giden Yol - demirtepe.net

Köyün Paytonu ve Gelibolu'ya Giden Yol

Güncelleme Tarihi: 5 Kasım 2024 - 01:32

Köyden Gelibolu'ya gitmek için önce Bolayır'a yürümek gerekirdi. Kadir Dursun, at arabasını paytona çevirerek köyün hem yolcusunu hem yükünü taşıdı; bakkalların malı da onunla geldi. Fehim Demiralay'ın otobüsü çalışmaya başlayınca payton devri kapandı.

Köyün Paytonu ve Gelibolu'ya Giden Yol
Anlatan
Remzi Başarız
Konu
Köyün ulaşımı ve Kadir Dursun'un paytonu
Dönem
1950'ler
Kaynak
Sözlü tanıklık

Köyden Gelibolu'ya gitmek kolay değildi. Yolun bir kısmı Bolayır'a kadar yürünürdü. Kadir Dursun, at arabasını paytona çevirerek köyün hem yolcusunu hem yükünü taşıdı; bakkalların malı da onunla geldi. Fehim Demiralay'ın otobüsü çalışmaya başlayınca payton devri kapandı.

Bu sayfada gri zeminli kutular demirtepe.net tarafından sonradan eklenmiştir; arşiv kayıtlarıyla karşılaştırma ve açıklama amacı taşır.


Yolun Zorluğu

Köyümüzde ulaşım her zaman zorlu bir meseleydi. Uzak Gelibolu'ya gitmek bir köy insanı için ciddi çaba isterdi, çünkü yolun bir kısmını Bolayır'a kadar yürümek zorundaydınız.

Özellikle yatılı okuduğum yıllarda, her hafta sonu bu uzun yolu kat etmenin ağırlığını hissetmiştim.

Bugün her şeyin birkaç tıkla çözüldüğü bir çağda o günlerin şartlarını düşünmek insanı şaşırtıyor. Ama o zaman bu yolculuk, macera olduğu kadar zorunlu bir görevdi.

Yürünen yol hangisiydi?

Bolayır ile Demirtepe arası için iki farklı rakam duyulur, ikisi de doğrudur. Eskiden köylüler Bolayır'ın Yeni Mahalle'sinden doğruca yürüyerek gelirdi; o patika yaklaşık iki kilometreydi. Bugünkü karayolu ise dolaşarak gittiği için 4,8 kilometredir.

Bu anlatı, o patikanın kimler tarafından ve neden kullanıldığını gösteriyor: Gelibolu'ya gitmek isteyen köylü, önce Bolayır'a yürüyor, oradan vasıtaya biniyordu.

16 Kasım 1935 tarihli röportajda Naci Sadullah'ın “Bolayır ile Demirtepe arası yarım saat bile sürmüyor” demesi de aynı yolu tarif eder. O röportaj arşivde


Kadir Dursun'un Paytonu

O dönemde köyün bir diğer büyük sorunu bakkalların raflarını doldurmaktı. Ürünlerin köye ulaştırılması neredeyse imkânsızdı.

İşte tam o zaman Kadir Dursun ağabey devreye girdi. Köy halkının en tanıdığı, en sevdiği insanlardandı. Elindeki basit at arabasını, köyün her ihtiyacını taşıyan bir paytona dönüştürdü.

Kadir ağabeyin paytonu yalnızca bir ulaşım aracı değildi. Sabahları Bolayır'a yürüyerek giden köylüler, dönüşte Gelibolu'dan aldıklarını paytonla taşımak için onun yolunu gözlerdi.

Payton köyün marketi, dağıtıcısı ve taşıyıcısıydı. Bakkallar bile malzemeyi onunla getirtirdi. Her seferinde evlere ekmek, tuz, şeker taşıdı.

Paytonun beslediği dükkânlar

Paytonun taşıdığı mal, bu arşivde adı geçen köy dükkânlarına gidiyordu.

Okulun karşısında merhum Özcan abinin dükkânı, okulun arkasında Mustafa Altıntaş'ın “market” denen yeri, sonraki yıllarda merhum Şevki Yılmaz'ın bakkalı vardı. Köy okulu yazısı

Çocukların teneffüste bisküvi ve gazoz aldığı raflar, Kadir Dursun'un Gelibolu'dan getirdiği yükle doluyordu.

Payton mu, fayton mu?

Sözcük Fransızca phaéton'dan gelir; üstü açılıp kapanabilen, hafif, atlı bir arabayı anlatır. Türkçeye fayton olarak geçmiştir.

Köyde payton denir. Bu, arşivde karşılaştığımız üçüncü yerel söyleyiş: ayçiçeği için günebakan, evin sundurması için hayat, ve burada payton.


Kış Yolculukları

Kış aylarında bu yolculuklar bambaşka bir maceraya dönüşürdü. Paytonun üstü ve önü örtülür, yolcular tipinin ve karın ortasında ısınmaya çalışırdı.

Birkaç kez, kar yağarken paytonla köye döndüğümde ayaklarımın ve burnumun nasıl donduğunu hâlâ unutamam.

Bazen payton da çalışmazdı. O zaman Gelibolu dışında vasıta beklemekten başka çare kalmazdı.

Böyle bir cumartesi günü yoldan geçen bir kamyona işaret ettiğimi hatırlıyorum. Şoföre Bolayır'a kadar beni bırakmasını rica ettim. “Kasaya atla!” dedi.

Kasaya atladığımda bir de ne göreyim, kendimi koyunların arasında buldum. Virajlı eski İstanbul yolu boyunca koyunlarla boğuşarak üstüme yığılanları itmeye çalıştım.

Bu tür yolculuklar köyde yaşayanlar için sıradandı. Ama her seferinde ayrı bir maceraydı.


Otobüs Gelince

Nihayet Fehim Demiralay'ın otobüsü çalışmaya başladı ve ulaşım sorunu çözülmeye başladı.

Artık Gelibolu'ya gitmek için ne Bolayır'a kadar yürümek gerekiyordu, ne de paytona ihtiyaç vardı.

Motorun beşinci halkası

Bu arşivde motorun bir işi devraldığı beşinci durum:

Dekovil hattı GMC kamyonlara yenildi. Katırlar mekanizasyonla işsiz kaldı. Yel ve su değirmenleri dizel motorla kapandı. Öküz traktörle yer değiştirdi. Ve payton, Fehim Demiralay'ın otobüsüyle tarihe karıştı.

Hepsi aynı dönemde, 1950'lerde ve sonrasında oldu.

Demiralay ailesi

Otobüsü işleten Fehim Demiralay ile 1947'de cami arsasını veren Rafi Demiralay'ın aynı aileden olduğu anlaşılıyor.

Aynı soyadı 1935 tarihli bir gazete röportajında da geçer: yaşlı bir göçmen, çeşme başında ayak direyip ölen “Rafi'nin öküzü”nden söz eder.

Yani bir aile, arşivin üç ayrı yerinde karşımıza çıkıyor: 1935'te bir öküzle, 1947'de cami arsasıyla, 1950'lerde bir otobüsle. Oğuz Camii yazısı


Anlatının zamanı

Remzi Başarız'ın kendi hatıraları 1950'li yılları kapsar. Payton yolculukları ve yatılı okuduğu yıllar bu döneme denk gelir.

Bir Arabanın Bıraktığı

Kadir Dursun'un paytonu köyün tek düzenli bağıydı. Ekmek, tuz ve şeker onunla geldi; bakkalların rafı onunla doldu; okula giden çocuk onunla döndü.

Bugün yollar genişledi, arabalar çoğaldı. Ama paytonun tıkırtısını duyar gibi olduğumda çocukluk yıllarıma geri dönüyorum.

Teşekkür. Bu yazının hazırlanmasında değerli bilgi ve deneyimlerini paylaşan Remzi Başarız'a teşekkür ederiz.

Köyün ilk yıllarına dair gazete kayıtları için: Demirtepe Basın Arşivi

YORUMLAR 0

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!